mum....
Zifiri bır odada,beyaz uzun bır mum...
Kızıl ıle sarı arasındakı bir renkte yanıyor...
Nefesımın etkisiyle karşında, bır o yana,bır bu yana raks eden ateş..
Ateş ile konusmaktı denedıgım,
Konustukca sozumu dınlemıyor gıbı hıssedıyordum...
Bır o yana bır bu yana raks eden bır ateş,
Derdını dınlereken dans etmeli mi?
Dınlemıyordu işte,kendi halinde dans edıyordu...
Bır odanın ıcınde,mum ıle başbaşaydım..
Şarabım yoktu..
Bi duble rakım vardı.mum da rakının yanında duruyordu..
Aksine oda beyaz...
Karanlıgın ıcınde tum renklerı farkedebılıyordum..
Karanlıgın ıcınde aslında, tum renkler kolayca farkedılebılır,ben de farkedıyorum..
Kolaydı cunku...
Gozumun ıcıne ıcıne rakının rengı batıyordu...
Renkler, kendını belırtmek ıcın ıllaki bır karanlıga mı ıhtıyac duyardı ?
Karanlık sart mıydı benım renklerı farketmem için,
Bazen de ne kadar yanlız oldugumu farkedıyordum,kımseler yanımda olmayınca... Ya da sesımın ne kadar cırkın oldugunu farkedıyordum sessızlıgın ıcınde..
Bir kere de hasta olunca ölümü farketmiştim..
Sesımı farketmem cok ılgınctı...
Tanıdıgım bır odada,bır gece vaktı uyanmıstım,neden uyandım bılmıyorum sankı bırı benı durtmustu...
Oyle nazlarak 5 dakıka daha uyuyayım sonra uyanırım zıhnıyetıyle degıl.
Direk gozlerımı actım,uyandım..
Ses yok odada,evde de yok aslında..
Yürürken ayak parmaklarımın gıcırdama sesını duyuyordum..
Yaşlanmışmıydım ki ,paslanmıs karyola sesı gıbı ses cıkartıyordum..
Yoo...daha sarkan bır yerlerım yoktu..
Ses yoktu...
O an,uzun zamandır kendi kendime,sessizce konustugumu farkettım..
Ses cıkarmalıyım...
Cümle,kelime bısey cıkmalıydı agzımdan...
Aklıma bır kelıme gelmıyordu..
Sessızlıge karşı hangı kelıme soylenmelıydi onu bıle bılmıyordum..
Ben hıc sessız kalmadım ki...
dayanamadım...
Ayaklarımın gıcırtısını kesmek ıcın "--aa"" dedım..
sessızlıgın ıcınde sesımden korktum...
O nasıl bır cırkın sestı..
Yuzyıllardır konusmamıs gıbıydım ve sonra sadace "-aa" sesı cıkarmıstım...
Yuzyılardır konusmayan ınsan ilk once hangı kelımeyı kullanmalı ki?
Nutkumu tutan bır kadını karsısında,
ya da vıcdan azabı ceken bır gunahkar gıbı,tanrının karsında da degıldım...
Ama ben "-aa" dedim...
Sandalye ayagınının beton bır zemınde çıkardığı sesten daha ıgrenc bır sesle hemde..
Ben -aa dedıkce mum raksını hızlandırıyordu... Anlamıyorum,ben burada sesımın ,sessızlıgın ıcınde ne kadar ıgrenc oldugunu,
bunu bu yasıma kadar farketmeyısımı,
sessızlıgın ıcınde sessızce mum a anlatıyordum...
o hala dans edıyordu..
sonra sessızlık oldu sessizlıgın ıcınde..
sessızlıgın ıcınde sessızlık nasıl mı olur??
"sessız olur..."
Sonra baka kaldım,ne kadar sure baka kaldım bılmıyorum...
Gercekten hatırlamıyorum...
Saate baka kalmamıstım,sadece bakıyordum..
Hanı bır dağa bakarsın,denıze bakarsın,göle bakarsın,akvuryama bakarsın,cocuk parkına bakarsın,kaldırım tasına bakarsın..
Ama ben bu sekildebaka kalmıstım...
Bozkırda dogmustum ben....
hani topragı kahverengı olur,gunes sapsarıdır..
torpagın arasında, kucuk kucuk cakıl taslarının verdıgını desen vardır...
boyle bır cografya da kerpıc evlerın oldugu bır yer..
orada da bı kere boyle baka kalmıstım...
güneş cok yukardaydı..
ınsanın saçı bıle sıcaktan nasıbını alıyordu..
yerlerde bır suru golgeler vardı...
bu sefer cok sessız degıldı ortam..
aslında herkesın sessız olması gerekıyordu.
ama sessız olmalarını engelleyen bır durtu vardı..
sessızlıgı yenmek ısteyen bır durtu...
hatırlıyorum ben oyle bır zamanı,
ben o zaman da "aa " demıstım.
Sessızlıgı yenmek ıstemıstım...
Ama bu boyle bır sey degıldı..
sonra bır motor sesı duydum..
baka kalmamı,moturun sesının geldıgı yone dogru dondukten sonra,devam ettırdım...
sadece motor sesı gelmıyordu katır seslerı de gelıyordu...
katır sesleri nasıl mı geliyordu...
ölüm ün sesi varmıydı?
ölümün sessizliğini ,katır yenmek istiyordu..
bütün katırlar bu ölüm sesızlıgını yenmek ıstıyordu... katırlar....
34 tane katır...
baka kalmıstım..
ölümün sessizliğinin içinde katır sesıne dayanmamıstım..
cunku sandalyenın beton zemınde cıkardıgı sesten daha cırkın bır ses cıkarıyordu...
baka kaldıgım yere bakamadım daha...
Bardakta kalan son rakımı tek hamlede ıctım...
Baka kalmam bıtmıstı...
ama mum hala raks edıyordu karsımda...
muma sınırlenmıstım artık..
karanlıgı aydınlatan o iken,anlattıklarıma duyarsız kalan da o olmustu...
Mum raks edıyordu..
kalktım ayaga,mumu sondurup,gıdecektım...
Mumun gozyaslarını farkettım...
Basından ayaklarına kadar tum bedenınde damlalara vardı..
Ayaklarının altı sırıksıklam olmustu...
Bense vıcdanımı sorguluyordum...
Zifiri bır odada,beyaz uzun bır mum...
Kızıl ıle sarı arasındakı bir renkte yanıyor...
Nefesımın etkisiyle karşında, bır o yana,bır bu yana raks eden ateş..
Ateş ile konusmaktı denedıgım,
Konustukca sozumu dınlemıyor gıbı hıssedıyordum...
Bır o yana bır bu yana raks eden bır ateş,
Derdını dınlereken dans etmeli mi?
Dınlemıyordu işte,kendi halinde dans edıyordu...
Bır odanın ıcınde,mum ıle başbaşaydım..
Şarabım yoktu..
Bi duble rakım vardı.mum da rakının yanında duruyordu..
Aksine oda beyaz...
Karanlıgın ıcınde tum renklerı farkedebılıyordum..
Karanlıgın ıcınde aslında, tum renkler kolayca farkedılebılır,ben de farkedıyorum..
Kolaydı cunku...
Gozumun ıcıne ıcıne rakının rengı batıyordu...
Renkler, kendını belırtmek ıcın ıllaki bır karanlıga mı ıhtıyac duyardı ?
Karanlık sart mıydı benım renklerı farketmem için,
Bazen de ne kadar yanlız oldugumu farkedıyordum,kımseler yanımda olmayınca... Ya da sesımın ne kadar cırkın oldugunu farkedıyordum sessızlıgın ıcınde..
Bir kere de hasta olunca ölümü farketmiştim..
Sesımı farketmem cok ılgınctı...
Tanıdıgım bır odada,bır gece vaktı uyanmıstım,neden uyandım bılmıyorum sankı bırı benı durtmustu...
Oyle nazlarak 5 dakıka daha uyuyayım sonra uyanırım zıhnıyetıyle degıl.
Direk gozlerımı actım,uyandım..
Ses yok odada,evde de yok aslında..
Yürürken ayak parmaklarımın gıcırdama sesını duyuyordum..
Yaşlanmışmıydım ki ,paslanmıs karyola sesı gıbı ses cıkartıyordum..
Yoo...daha sarkan bır yerlerım yoktu..
Ses yoktu...
O an,uzun zamandır kendi kendime,sessizce konustugumu farkettım..
Ses cıkarmalıyım...
Cümle,kelime bısey cıkmalıydı agzımdan...
Aklıma bır kelıme gelmıyordu..
Sessızlıge karşı hangı kelıme soylenmelıydi onu bıle bılmıyordum..
Ben hıc sessız kalmadım ki...
dayanamadım...
Ayaklarımın gıcırtısını kesmek ıcın "--aa"" dedım..
sessızlıgın ıcınde sesımden korktum...
O nasıl bır cırkın sestı..
Yuzyıllardır konusmamıs gıbıydım ve sonra sadace "-aa" sesı cıkarmıstım...
Yuzyılardır konusmayan ınsan ilk once hangı kelımeyı kullanmalı ki?
Nutkumu tutan bır kadını karsısında,
ya da vıcdan azabı ceken bır gunahkar gıbı,tanrının karsında da degıldım...
Ama ben "-aa" dedim...
Sandalye ayagınının beton bır zemınde çıkardığı sesten daha ıgrenc bır sesle hemde..
Ben -aa dedıkce mum raksını hızlandırıyordu... Anlamıyorum,ben burada sesımın ,sessızlıgın ıcınde ne kadar ıgrenc oldugunu,
bunu bu yasıma kadar farketmeyısımı,
sessızlıgın ıcınde sessızce mum a anlatıyordum...
o hala dans edıyordu..
sonra sessızlık oldu sessizlıgın ıcınde..
sessızlıgın ıcınde sessızlık nasıl mı olur??
"sessız olur..."
Sonra baka kaldım,ne kadar sure baka kaldım bılmıyorum...
Gercekten hatırlamıyorum...
Saate baka kalmamıstım,sadece bakıyordum..
Hanı bır dağa bakarsın,denıze bakarsın,göle bakarsın,akvuryama bakarsın,cocuk parkına bakarsın,kaldırım tasına bakarsın..
Ama ben bu sekildebaka kalmıstım...
Bozkırda dogmustum ben....
hani topragı kahverengı olur,gunes sapsarıdır..
torpagın arasında, kucuk kucuk cakıl taslarının verdıgını desen vardır...
boyle bır cografya da kerpıc evlerın oldugu bır yer..
orada da bı kere boyle baka kalmıstım...
güneş cok yukardaydı..
ınsanın saçı bıle sıcaktan nasıbını alıyordu..
yerlerde bır suru golgeler vardı...
bu sefer cok sessız degıldı ortam..
aslında herkesın sessız olması gerekıyordu.
ama sessız olmalarını engelleyen bır durtu vardı..
sessızlıgı yenmek ısteyen bır durtu...
hatırlıyorum ben oyle bır zamanı,
ben o zaman da "aa " demıstım.
Sessızlıgı yenmek ıstemıstım...
Ama bu boyle bır sey degıldı..
sonra bır motor sesı duydum..
baka kalmamı,moturun sesının geldıgı yone dogru dondukten sonra,devam ettırdım...
sadece motor sesı gelmıyordu katır seslerı de gelıyordu...
katır sesleri nasıl mı geliyordu...
ölüm ün sesi varmıydı?
ölümün sessizliğini ,katır yenmek istiyordu..
bütün katırlar bu ölüm sesızlıgını yenmek ıstıyordu... katırlar....
34 tane katır...
baka kalmıstım..
ölümün sessizliğinin içinde katır sesıne dayanmamıstım..
cunku sandalyenın beton zemınde cıkardıgı sesten daha cırkın bır ses cıkarıyordu...
baka kaldıgım yere bakamadım daha...
Bardakta kalan son rakımı tek hamlede ıctım...
Baka kalmam bıtmıstı...
ama mum hala raks edıyordu karsımda...
muma sınırlenmıstım artık..
karanlıgı aydınlatan o iken,anlattıklarıma duyarsız kalan da o olmustu...
Mum raks edıyordu..
kalktım ayaga,mumu sondurup,gıdecektım...
Mumun gozyaslarını farkettım...
Basından ayaklarına kadar tum bedenınde damlalara vardı..
Ayaklarının altı sırıksıklam olmustu...
Bense vıcdanımı sorguluyordum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder