12 Mayıs 2010 Çarşamba

Nostalgia2...

Bazen kendine bile söyleyemiyorken, karşındakine hiç söyleyemeyeceğin sözdür. tek kelime bile olsa ağzından çıkarken, e tabi çıkabilrse o da boğazındaki düğümlerden yol bulup, gözlerinden yaşları indirecektir beraberinde. bilinmezdir vuslat, belki de hiç gelmeyecek. hayallerdir tek tutunduğun, o an başka hiçbir şeyin olmadığından. kalbin sıkışır düşününce, bir dost kahkasını, bir akşam gezmesini, bir vişne-votkayı ya da sezen eşliğinde ayazda içilen bir şişe tellibağ şarabını. her şey senin için geçmiştedir. sen, ne kadar istesen de, o kurtulmak istediğin geçmişinde değilsindir artık.

özlediğin her şeyi ve herkesi, her an bir daha anarsın. sanırsın ki artık mutluluk budur; koca adam olmuş çocuklarının ilk adımlarını düşünen anneler gibi. hayat herkes için devam etmektedir de, senin için durmuştur sanki zaman. zaman durunca zihni de duruyormuş insanın, dersin. geleceği düşünemez; neyin ne zamana kadar süreceğini kestiremezsin. bir belirsizliktesindir... acı olansa tek başına olmaktır. seni yakalayıp bu sonsuz düşüşten kurtaracak bir şey olmadığından bir el ararsın. senin durumunda olanlar ararsın etrafında. onlara yaklaşmaya çalışırsın; "ben de sizinle oynayabilir miyim" diyen bir çocuk gibi. sen artık çocuk kadar saf değilsindir; o yüzden korkuların daha fazladır, seni aralarına almazlarsa diye...

yapmadığın şeyleri yapmaya, sevmediğin şeyleri sevmeye başlarsın; zaman geçsin bir an önce diye. hiç uyanmamacasına yatarsın yataklarda. uykudayken daha huzurlusundur, ne acı ne kalp ağrısı hissetmezsin uykuda.

bir zamanlar sana saatler az gelirken; günler, haftalar, aylar geçer... yukarıdaki bulutlar gibi seyredersin etraftaki koşuşturmayı. bir zamanlar bir parçasıyken şimdi kenara itilmişsindir "hayat"ın. onların da dönüp sana bakacak zamanları yoktur, kendi telaşlarından... sen bu keimeyi düşündüğün her zaman, kalbin sıkışır gibi olur; bir söylesen rahatlayacak, bir akıtsan gözlerinden o acıyı ferahlayacak... ama söyleyemiyorsun işte. çünkü bu, yenilgiyi kabullenmek demek. beyaz bayrağı çekmek, hiç yüzünü dönmediğin aynaya uzun uzun bakmak demek. ama ben... ben özledim.

Hiç yorum yok: